Şüpheli veya sanığın duruşmaya SEGBİS (Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldığı durumlarda, avukatın hukuki yardım hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi için hangi koşulun sağlanması gerektiğini, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin 'Marcello Viola - İtalya' kararı ışığında açıklayınız.
Şüphelinin veya sanığın duruşmaya SEGBİS ile katılması, 'yüz yüzelik' ve 'doğrudanlık' ilkeleri açısından tartışmalı olmakla birlikte, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 'Marcello Viola - İtalya' kararında bu yöntemin mutlak olarak adil yargılanma hakkını ihlal etmediğini belirtmiştir. Ancak İHAM, bu yöntemin hukuka uygun sayılabilmesi için kritik bir koşulun sağlanması gerektiğini vurgulamıştır: Sanık ile avukatı arasında, üçüncü kişilerin duyamayacağı ve müdahale edemeyeceği, mahrem ve kesintisiz bir iletişim imkanının sağlanması. Kararda, başvurucunun avukatının, sanığın bulunduğu yerde hazır olma ve onunla mahremiyet içinde görüşme hakkının bulunduğu, ayrıca duruşma salonundaki avukatın da bu hakka sahip olduğu belirtilmiştir. Eğer sistem, duruşma salonundaki avukat ile SEGBİS odasındaki sanığın özel bir hat üzerinden (örneğin kulaklıkla) gizli bir şekilde görüşmesine ve anlık hukuki yardım alıp vermesine olanak tanıyorsa, bu durum bir hak ihlali olarak görülmemektedir. Ancak metinde eleştirildiği gibi, Türkiye'deki uygulamada genellikle bu özel iletişim kanalı sağlanmamakta, avukat duruşma salonunda, sanık ise yanında bir görevliyle SEGBİS odasında yalnız kalmaktadır. Bu durum, avukat ile sanık arasında iletişim kurulamamasına ve dolayısıyla hukuki yardım hakkının özünün ihlal edilmesine yol açmaktadır. (Referans: avukatin-supheli-sanigin-yaninda-durmasi, Marcello Viola - İtalya Kararı)