Terk suçunun (TCK m. 97) manevi unsurunu (kast) açıklayınız. Failin, terk ettiği kişinin bir kurum veya başka bir kişi tarafından bulunacağını umması veya inanması, kastın varlığını etkiler mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69621

Terk suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin saikinin (örneğin fakirlik, sosyal baskı vb.) suçun oluşumu açısından bir önemi yoktur. Suçun manevi unsuru olan kast, failin, yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyen ve koruma-gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi 'kendi haline terk etme' bilinç ve iradesiyle hareket etmesidir. Fail, eyleminin mağduru korumadan yoksun bırakacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/28876 sayılı kararında olduğu gibi, failin, terk ettiği kişiyi (örneğin yeni doğan bebeği) bir başkasının alacağı 'inancıyla' bırakması ve gözetlemesi durumunda, 'kendi haline terk' unsurunun ve dolayısıyla suçun kastının oluşmadığı kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda, failin iradesi mağduru tehlikeli bir duruma sokmaktan ziyade, sorumluluğu başka birine devretmeye yöneliktir. Bu nedenle, failin mağdurun bir kurum veya kişi tarafından bulunup korunacağına dair makul bir inançla hareket etmesi, TCK m. 97 anlamında 'terk etme' kastını ortadan kaldırabilir ve eylemin TCK m. 233 gibi daha hafif bir suç kapsamında değerlendirilmesine yol açabilir. (Referans: terk-sucu, Yargıtay 4.CD E.2020/28876, K.2021/8281)