TCK m. 97'de tanımlanan terk suçunun faili kim olabilir? Bu suçun özgü suç (mahsus suç) olup olmadığını, 'koruma ve gözetim yükümlülüğü' kavramının kaynakları açısından tartışınız.
TCK m. 97'de düzenlenen terk suçu, bir özgü (mahsus) suçtur. Bu, suçun failinin herkes olamayacağı, yalnızca kanunda belirtilen özel bir sıfata veya yükümlülüğe sahip kişiler tarafından işlenebileceği anlamına gelir. Maddenin metninde fail, 'yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimse' üzerinde bu yükümlülüğe sahip olan kişi olarak tanımlanmıştır. Metinde yer alan Yargıtay kararlarındaki açıklamalara göre bu 'koruma ve gözetim yükümlülüğü'nün kaynakları şunlar olabilir: 1. Kanun: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu gibi kanunlardan doğan yükümlülükler (örneğin, ebeveynin çocuğuna karşı olan yükümlülüğü). 2. Sözleşme: Yazılı veya sözlü bir sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler. Metinde hekim, hemşire, hasta bakıcı, bebek bakıcısı, öğretmen gibi meslek sahiplerinin sözleşmenin içeriğine göre yükümlü olabileceği belirtilmiştir. 3. Fiili Durum (Gönüllü Üstlenme): Herhangi bir kanuni veya sözleşmesel bağ olmasa da, bir kişinin gönüllü olarak bir başkasının koruma ve gözetimini fiilen üstlenmesiyle de bu yükümlülük doğabilir. Bu nedenle, bu yükümlülüğe sahip olmayan bir kişinin, kendini idare edemeyen birini kendi haline bırakması TCK m. 97 kapsamında terk suçunu değil, şartları varsa TCK m. 98'deki 'yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi' suçunu oluşturabilir. (Referans: terk-sucu)