Bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisinin, tüzel kişi yararına işlediği bir suçtan dolayı hakkında 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)' kararı verilmiştir. Bu durumda, tüzel kişi hakkında TCK m.60'taki güvenlik tedbirleri (faaliyet izninin iptali, müsadere) uygulanabilir mi?
Bu konu doktrinde tartışmalıdır. TCK m.60, bu tedbirlerin uygulanmasını 'mahkûmiyet halinde' şartına bağlamaktadır. HAGB kararı, CMK m.231/5 uyarınca 'sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmaz'. Yani, HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkumiyet değildir. Bu yoruma göre, ortada bir mahkumiyet olmadığı için tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmedilemez. Ancak aksi görüşe göre, HAGB kararı verilse de, failin suçu işlediği mahkeme kararıyla sabit hale gelmiştir. TCK m.60'taki amacın, suç işlenerek yarar sağlayan tüzel kişinin bu durumdan menfaat elde etmesini önlemek olduğu, bu nedenle HAGB kararı verilmiş olsa dahi, suçun işlendiği ve tüzel kişi yararına olduğu tespit edilmişse, güvenlik tedbirlerinin uygulanması gerektiği savunulabilir. Yargıtay'ın bu konudaki içtihatları zamanla şekillenmektedir, ancak kanunun lafzı ('mahkumiyet halinde') ilk görüşü destekler niteliktedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/guvenlik-tedbirleri/'ndeki genel ilkelerden çıkarım.)