Osman Kavala davasında, İHAM'ın verdiği AİHS m.18 ihlali kararı ile AYM'nin aynı konuda ihlal olmadığı yönündeki kararı arasındaki çelişki, Anayasa'nın 90. maddesi açısından nasıl bir hukuki sorun yaratmaktadır?
Bu durum, ciddi bir hukuki ve anayasal sorun yaratmaktadır. Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasına göre, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.' İHAM kararları, AİHS'nin yorumlanmasında nihai merci olup, bu kararlar sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir. İHAM'ın, Kavala'nın tutukluluğunun siyasi amaçlarla yapıldığına ve m.18'in ihlal edildiğine dair kesinleşmiş kararı, Anayasa m.90 uyarınca iç hukukta doğrudan uygulanması gereken bir tespittir. AYM'nin aynı maddi vakıalara dayanarak aksi yönde bir karar vermesi, iç hukuk ile Türkiye'nin uymayı taahhüt ettiği uluslararası hukuk arasında bir çatışma yaratmaktadır. Anayasa m.90'a göre, bu çatışmada temel haklara ilişkin olan uluslararası sözleşme hükmünün (ve onun yetkili organı olan İHAM'ın yorumunun) esas alınması gerekir. Bu durum, AYM'nin İHAM içtihatlarına uyma yükümlülüğü ve Anayasa'nın 90. maddesinin etkinliği konusunda bir tartışma başlatmıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kavalada-istenmeyen-kisi-ilanı)'daki bilgilerden yola çıkılarak yapılan analiz.)