Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 01.03.2018 tarihli, 2017/3793 E. sayılı kararında, sanığa tutuklama sorgusu sırasında müdafi atanmış olmasına rağmen, kovuşturma aşamasında müdafisiz yargılama yapılması neden 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69555

Bu kararda Yargıtay, savunma hakkının ve müdafi yardımının sadece belirli bir anla (ilk tutuklama sorgusu) sınırlı olmadığını, yargılamanın bütününü kapsayan bir hak olduğunu vurgulamaktadır. Sanığın soruşturmada müdafi refakatinde tutuklanmış olması, kovuşturma aşamasında bu güvenceden mahrum bırakılabileceği anlamına gelmez. Kararda, sanığın müdafi görevlendirilmeden yargılamasının yapılıp savunmasının tespit edilmesi, 'delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan silahların eşitliği ilkesinin' ve 'adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde' savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirilmiştir. Bu, özellikle AİHM'in Salduz/Türkiye ve Gregacevic/Hırvatistan kararlarına atıfla, adaletin selameti açısından müdafi yardımının yargılamanın esası için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)