Danıştay 1. Dairesi'nin bir kararında, bir öğretim üyesine mobbing uyguladığı iddia edilen dekan hakkında 'görevi kötüye kullanmak suçu' kapsamında ceza yargılaması yapılması gerektiğine hükmetmesinin önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69486

Bu kararın önemi, idari alanda gerçekleşen ve mobbing olarak nitelendirilen eylemlerin, sadece bir disiplin veya tazminat konusu olmakla kalmayıp, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil edebileceğini göstermesidir. Olayda, dekanın yurt dışı görevlendirmesi konusunda çekimser oy kullanmak gibi yetkilerini, şikayetçi öğretim üyesini yıldırmak amacıyla bilinçli ve kasıtlı olarak kullandığı iddiası, 'görevi kötüye kullanma' (TCK m.257) suçunun unsurlarıyla örtüşmektedir. Danıştay'ın, YÖK'ün verdiği 'men-i muhakeme' (yargılamaya yer olmadığı) kararını kaldırarak dekanın ceza mahkemesinde yargılanmasının önünü açması, mobbingin cezai sorumluluk doğurabilecek kadar ciddi bir haksızlık olarak kabul edildiğini ve idari makamların bu tür eylemlere karşı daha duyarlı olması gerektiğini ortaya koyan emsal bir karardır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idare-hukukunda-mobbing/)