Ceza Muhakemesi Kanunu'nda, hükmün tebliği konusunda tutuklu ve tutuklu olmayan sanıklar arasında bir ayrım yapılmış mıdır? Bir sanığın tutuklu olması, kararın mutlaka kendisine tebliğ edilmesi gerektiği anlamına gelir mi?
Metindeki yazarın analizine göre, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda hükmün tebliği konusunda kişinin tutuklu olup olmaması bakımından bir ayrım yapılmamıştır. Yazar, 'Gerek yukarıda yer verdiğimiz hükümler ve gerekse de Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tümü bir bütün olarak incelendiğinde, kanun koyucunun hükmün usulüne uygun tebliğ edilmesi ile ilgili olarak kişinin tutuklu bulunup bulunmaması bakımından herhangi bir ayırıma gitmediği anlaşılmaktadır' demektedir. CMK m.35/3'te 'İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır' hükmü bulunsa da, bu hüküm tebligatın kime yapılacağını değil, nasıl yapılacağını (okunup anlatılma usulünü) düzenlemektedir. Dolayısıyla, kanunun lafzına göre, bir sanığın tutuklu olması, kararın müdafii yerine mutlaka kendisine tebliğ edilmesi gerektiği veya müdafie yapılan tebligatın geçersiz olduğu anlamına gelmemektedir. Tebligatın kime yapılacağı konusundaki tartışma (müdafie mi, sanığa mı, yoksa her ikisine mi) tutuklu olup olmama durumundan bağımsızdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)