Bir sanığın vekille temsil edildiği davada, yokluğunda verilen kararın hem sanığa hem de müdafiine farklı tarihlerde tebliğ edilmesi durumunda, kanun yolu süresinin hangi tebliğden itibaren başlayacağı konusunda metinde ortaya konan üç farklı görüşü özetleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69447

Metinde bu konuda üç farklı görüş ortaya çıkmaktadır: 1) Sadece Müdafie Yapılan Tebliğ Süreyi Başlatır: Bu görüşe göre (YCGK kararındaki muhalif üyelerin görüşü ve eski içtihatlar), Tebligat Kanunu m.11/1 amir hükümdür. Vekille (müdafiiyle) takip edilen işlerde tebligat müdafiye yapılır ve kanun yolu süresi bu tebliğle başlar. Sanığa ayrıca tebligat yapılması zorunlu değildir, yapılsa bile yeni bir süre başlatmaz. 2) Sanığa Yapılan Tebliğ de Yeni Bir Süre Başlatır: Bu görüşe göre (YCGK kararındaki karşı oy ve Başsavcılık itirazı), ceza yargılamasının niteliği ve sanığın bağımsız kanun yoluna başvurma hakkı nedeniyle, kararın sanığa da ayrıca tebliği zorunludur. Sanığa yapılan bu tebligatla, sanık için ayrı ve yeni bir kanun yolu başvuru süresi işlemeye başlar. 3) Sanığa Tebliğ Gerekli Ama Süre Başlatmaz (YCGK'nın Kabul Ettiği Görüş): Bu, YCGK'nın 24.02.2022 tarihli kararıyla benimsediği orta yoldur. Buna göre, kararın sanığa tebliği zorunludur. Ancak bu tebliğ, yeni bir kanun yolu süresi başlatmaz. Süre, müdafiye yapılan tebliğle başlar. Sanığa yapılan tebliğin amacı, onu bilgilendirmek ve müdafiin süreyi kaçırması halinde 'eski hale getirme' imkanı sağlamaktır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)