Yargıtay 9.HD-Karar No : 2020/7495 sayılı kararda, davacının işten ayrıldıktan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu'na emeklilik için başvurması, iş akdini emeklilik nedeniyle feshettiğini kanıtlamak için neden yeterli görülmemiştir? 'Makul süre' kavramı bu kararda nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69438

Bu kararda davacının talebi, işten ayrılışının samimi bir şekilde emeklilik amacına dayanmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay'ın bu sonuca ulaşmasındaki temel nedenler şunlardır: 1) Gerçek Ayrılış Nedeni: Davalı tanığı, davacının 'kendine ayrı iş yeri açacağını beyan ederek' işten ayrıldığını belirtmiş ve davacının kardeşi de aynı dönemde aynı nedenle işten ayrılıp yeni bir iş yeri açmıştır. Bu durum, davacının asıl niyetinin emeklilik değil, kendi işini kurmak olduğuna dair güçlü bir karine oluşturmuştur. 2) 'Makul Süre'nin Aşılması: Davacı, 31.12.2013 tarihinde işten ayrılmış, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu'na emeklilik için başvurusunu 30.04.2014'te, yani yaklaşık 4 ay sonra yapmıştır. Yargıtay, bu süreyi 'makul sürenin geçirilmesi' olarak değerlendirmiştir. Emeklilik nedeniyle fesihte, feshin hemen ardından makul bir süre içinde emeklilik işlemlerinin başlatılması beklenir. Aradaki uzun süre, feshin emeklilik amacıyla yapılmadığına dair bir başka delil olarak görülmüştür. Bu iki neden birleştiğinde, Yargıtay, davacının feshinin haklı bir nedene dayanmadığına ve kıdem tazminatına hak kazanamayacağına karar vermiştir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kidem-tazminati-davasi-sartlari-dilekcesi/)