Anayasa Mahkemesi'nin Murat Tezel kararında, başvurucunun usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmalara katılmamış olması ve müdafiinin duruşmada hazır bulunması, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet kararını hukuka uygun hale getirmiş midir? AYM'nin bu konudaki nihai değerlendirmesi ne yöndedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69431

Hayır, bu durumlar mahkumiyet kararını hukuka uygun hale getirmemiştir. AYM, Murat Tezel kararında, başvurucunun mazeretsiz olarak duruşmalara katılmamasının ve müdafiinin hazır bulunmasının, sanığın bizzat savunma yapma hakkını ortadan kaldırmayacağını vurgulamıştır. Kararda, 'Başvurucuya iddianamenin tebliğ edildiği, hakkındaki suçlamalardan haberdar edildiği, savunma için gerekli hazırlıkları yapabileceği zamanın verildiği, duruşma günlerinden haberdar edildiği konusunda bir şüphe bulunmamakla birlikte başvurucunun savunması alınmadan hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir' denilerek, usuli tebligatların yapılmış olmasının yetersiz olduğu belirtilmiştir. AYM'nin nihai değerlendirmesi, 'Yargılamanın hiçbir aşamasında mahkeme huzurunda bizzat savunma yapmadan adli para cezasına mahkumiyetine kesin olarak karar verilmesi başvurucunun savunma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmuştur' şeklindedir. Bu, sanığın duruşmada bizzat bulunma ve savunma yapma hakkının, feragat etmediği sürece vazgeçilmez bir hak olduğunu göstermektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sanigin-sorgu-ve-savunma-icin-durusmada-hazir-bulunma-hakki)