Metinde tartışılan 'hükümle birlikte tutuklulukta müdafi zorunluluğu' konusundaki iki karşıt görüşü temel argümanlarıyla özetleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69423

Metinde bu konuda iki temel görüş tartışılmaktadır: 1) Müdafi Zorunludur Görüşü: Bu görüşe göre, CMK m.101/3'teki zorunlu müdafilik, sadece ilk tutuklamayı değil, kişi hürriyetini kısıtlayan tüm tutuklama kararlarını (tutukluluğun devamı, hükümle birlikte tutuklama vb.) kapsar. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının önemi, suçsuzluk karinesi ve AİHS güvenceleri, bu hükmün geniş ve lehe yorumlanmasını gerektirir. Müdafi olmadan verilen bir tutuklama kararı, mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi (CMK m.289/1-a) anlamına gelen kesin bir hukuka aykırılıktır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararları bu görüşü desteklemektedir. 2) Müdafi Zorunlu Değildir (veya Sınırlıdır) Görüşü: Bu görüşe göre, CMK m.101/3'teki zorunluluk açıkça 'tutuklama talep edildiğinde' ifadesini kullandığı için sadece ilk tutuklama talebiyle sınırlıdır. Kanun, tutukluluğun devamı veya mahkemenin re'sen tutuklama kararı verdiği haller için böyle bir zorunluluk öngörmemiştir. Zorunlu müdafiliğin istisnai olduğu, esas olanın ihtiyari müdafilik olduğu (CMK m.150) savunulur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.11.2020 tarihli kararı bu görüşe daha yakındır. Bu görüşe göre, mahkemenin 'sizi şimdi tutuklayacağım, avukat bulalım' demesi anlamsız bir şekilcilik olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)