Bir sanığın ihtiyari müdafii, mazeret bildirerek karar duruşmasına katılmamıştır. Mahkeme, mazereti redderek duruşmaya devam etmiş ve sanık hakkında tutukluluğun devamına karar vermiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 26.02.2019 tarihli, 2018/5940 E. sayılı kararına göre bu durum hukuka uygun mudur? Mahkemenin bu durumda ne yapması gerekirdi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69381

Hayır, bu durum hukuka uygun değildir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin anılan kararına göre, sanığın müdafii mazeret sunarak duruşmaya katılamamış ve mahkeme bu mazereti reddetmişse dahi, tutuklulukla ilgili bir karar verileceği için müdafi bulunması zorunludur. Mahkemenin, CMK m.101/3 gereğince derhal barodan yeni bir müdafi görevlendirilmesini istemesi ve bu yeni müdafi huzurunda tutukluluk incelemesi yapması gerekirdi. Sanığın seçtiği müdafiin mazeretinin reddedilerek, yerine yeni bir müdafi atanmaksızın tutuklulukla ilgili karar verilmesi, 'silahların eşitliği' ilkesi ile Anayasa m.36 ve AİHS m.6'daki adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. Bu durum, CMK m.101/3, 150, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet olarak değerlendirilmiş ve mutlak bozma nedeni sayılmıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)