Bir sanığın vekille temsil edildiği bir ceza davasında, sanığın yokluğunda verilen bir mahkumiyet kararının sadece müdafiine tebliğ edilmesi, kanun yolu başvuru süresinin başlaması için yeterli midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.02.2022 tarihli kararı bu konuda nasıl bir 'orta yol' bulmuştur?
Bu konu tartışmalıdır. Yargıtay'ın eski kararları ve bazı Daire görüşleri, Tebligat Kanunu m.11/1 uyarınca vekile yapılan tebligatın yeterli olduğunu ve kanun yolu süresini başlattığını kabul etmekteydi. Ancak, metinde incelenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 24.02.2022 tarihli, 2019/16-573 E. sayılı kararı bu konuda yeni ve 'orta yol' niteliğinde bir yaklaşım benimsemiştir. YCGK'ya göre, müdafi ile vekil arasındaki farklar ve sanığın ceza yargılamasındaki bağımsız süje konumu gözetildiğinde, hükmün müdafiden başka sanığa da 'ayrıca tebliğ edilmesi gerekir'. Ancak YCGK, bu tebligatın yeni bir kanun yolu başvuru süresi başlatmayacağını belirtmiştir. Karara göre, sanığa yapılan tebliğin amacı; 1) Kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak, 2) Müdafiin kusurlu bir davranışı ile kanun yolu başvuru süresini kaçırması halinde, sanığın bu durumu öğrenerek 'eski hale getirme' (CMK m.40) talebinde bulunma imkanını korumaktır. Dolayısıyla, kanun yolu başvuru süresi müdafie yapılan tebligatla başlar, ancak sanığa da ayrıca tebligat yapılması bir zorunluluktur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)