Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 1.6.2015 tarihli, 7676/30232 sayılı kararında, istediği ilacı yazmayan doktora 'illa sizi dövmemiz mi lazım' deyip ardından darp eden sanık hakkında hem tehdit hem de cebir suçundan mahkumiyet kurulması neden bozulmuştur? Bu karar, cebir ve tehdit suçları arasındaki ilişkiyi nasıl aydınlatmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69337

Yargıtay, bu kararda sanığın söylediği 'illa sizi dövmemiz mi lazım' şeklindeki sözlerin, müstakil bir tehdit suçunu değil, akabinde işlenecek olan yaralama eyleminin ve dolayısıyla cebir suçunun iradesini açıklamaya yönelik olduğunu kabul etmiştir. Bu tür durumlarda, söylenen sözler, asıl suç olan cebrin hazırlık hareketi veya manevi unsurunun bir parçası olarak değerlendirilir ve cebrin içinde erir. Dolayısıyla, sanığın tek bir eylemi (ilacı yazdırmaya zorlama) içinde hem sözlü ifadeyi hem de fiziksel müdahaleyi birleştirmesi, ayrı ayrı tehdit ve cebir suçlarını değil, sadece cebir suçunu oluşturur. Mahkemenin hem tehditten hem de cebirden ayrı ayrı ceza vermesi, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve cezalandırma yasağı) ilkesinin bir yansıması olan fikri içtima kurallarının yanlış uygulanması anlamına gelir. Yargıtay bu nedenle, sadece cebir suçundan, temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmek suretiyle, tek bir ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cebir-sucu-cezasi-tck-108/)