Bir sanık hakkında CMK m.193/2 uyarınca 'mahkumiyet dışında bir karar verilmesi' kanaatine varılarak, sorgusu yapılmadan yokluğunda davanın düşmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak sanığın mahkumiyetine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararı, sanığın savunma hakkı açısından hukuka uygun mudur? Murat Tezel kararını da dikkate alarak değerlendiriniz.
Hayır, hukuka uygun değildir. CMK m.193/2, sanığın sorgusu yapılmadan yokluğunda dava bitirilebilmesini, ancak 'mahkumiyet dışında bir karar verilmesi' şartına bağlamıştır. İlk derece mahkemesi, 'düşme kararı' vererek bu kurala uygun hareket etmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), bu kararı kaldırıp sanığın mahkumiyetine karar verirken, sanığın sorgusunu yapmamış ve savunmasını almamıştır. Bu durum, sanığın savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlalidir. Anayasa Mahkemesi'nin Murat Tezel kararında da benzer bir durum söz konusudur. İlk derece mahkemesi düşme kararı vermiş, BAM ise istinaf üzerine yaptığı duruşmaya sanık gelmeyince (ancak müdafii hazır bulununca) mahkumiyet kararı vermiştir. AYM, yargılamanın hiçbir aşamasında sanığın bizzat savunması alınmadan mahkumiyet kararı verilmesini savunma hakkı ihlali saymıştır. Dolayısıyla, BAM, mahkumiyet kararı verecekse, mutlaka sanığı duruşmaya çağırmalı, gelmemesi halinde zorla getirtmeli ve sorgusunu yaparak savunmasını almalıdır. Aksi takdirde verilen mahkumiyet kararı hukuka aykırı olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sanigin-sorgu-ve-savunma-icin-durusmada-hazir-bulunma-hakki, AYM, Murat Tezel, B. No: 2017/20307)