'Yüzyüzelik' ve 'doğrudan doğruyalık' ilkelerinin sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ile ilişkisini açıklayınız. Bu ilkeler, adil bir yargılamada mahkemenin kanaatinin oluşumunu nasıl etkiler?
CMK m.193'te düzenlenen sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, 'yüzyüzelik' (immediacy/face-to-face) ve 'doğrudan doğruyalık' (directness) ilkelerinin hayata geçirilmesi için esastır. 'Yüzyüzelik' ilkesi, yargılamanın süjelerinin (hakim, savcı, sanık, müdafi, tanıklar) aynı anda ve aynı yerde bulunarak yargılamaya katılmalarını ifade eder. 'Doğrudan doğruyalık' ilkesi ise, mahkemenin delillerle (tanık beyanı, sanık sorgusu, bilirkişi açıklaması vb.) araya başka bir vasıta girmeden, doğrudan temas kurarak kanaat oluşturmasını gerektirir. Sanığın duruşmada hazır bulunması, hakimin sanığı bizzat görmesini, sorgusunu yapmasını, tavır ve davranışlarını gözlemlemesini sağlar. Bu doğrudan temas, hakimin sadece sanığın söylediklerine değil, aynı zamanda sözlü olmayan iletişimine de dayanarak maddi gerçeğe ve sanığın kişiliğine ilişkin daha sağlıklı bir kanaat oluşturmasına yardımcı olur. Metinde belirtildiği gibi, 'hakimler karşılarında olan sanıklarla yüzyüze temas kurmalarının kanaatlerinin oluşmasında katkı sağladığını' belirtmişlerdir. Sanığın yokluğunda yapılan bir yargılama, bu ilkeleri ihlal ederek mahkemenin kararını sadece dosya üzerindeki soyut bilgilere dayandırmasına yol açar ki bu da adil/dürüst yargılanma hakkını zedeler. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sanigin-sorgu-ve-savunma-icin-durusmada-hazir-bulunma-hakki)