TCK'da düzenlenen 'güvenlik tedbirleri' ile 'cezalar' arasındaki temel farkları, kusur ilkesi ve yaptırımın muhatabı açısından izah ediniz. Akıl hastası bir kişinin suç işlemesi durumunda, bu farklar nasıl somutlaşır?
Güvenlik tedbirleri ile cezalar arasında iki temel fark bulunmaktadır. Birincisi, 'kusur ilkesi' ile ilgilidir. Cezalar, kusur ilkesi gereği ancak kusurlu olduğu tespit edilen kişilere verilebilir. 'Kusursuz ceza olmaz' prensibi geçerlidir. Oysa güvenlik tedbirlerine hükmedilebilmesi için failin kusurlu olması zorunlu değildir; fiilin suç teşkil etmesi yeterlidir. İkinci fark, yaptırımın muhatabı ile ilgilidir. Cezalar, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği yalnızca 'gerçek kişiler' hakkında uygulanabilir. Buna karşılık güvenlik tedbirleri, TCK m.60'ta düzenlendiği üzere 'tüzel kişiler' hakkında da uygulanabilir. Bu farklar, akıl hastası bir kişinin suç işlemesi durumunda açıkça görülür. TCK m.32 uyarınca, fiili işlediği sırada akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Yani kusuru olmadığı için cezalandırılmaz. Ancak bu kişi hakkında, toplum açısından tehlikelilik hali göz önüne alınarak, TCK m.57 uyarınca 'akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine' (yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınma) hükmedilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/guvenlik-tedbirleri/)