Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.11.2020 tarihli kararı, CMK m.101/3'te öngörülen zorunlu müdafilik halini nasıl yorumlamıştır? Bu yorumun, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarıyla olan çelişkisini ve yazarın bu karara yönelik eleştirisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69322

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), 05.11.2020 tarihli, 2018/153 E. ve 2020/446 K. sayılı kararında, CMK m.101/3'teki zorunlu müdafilik halinin sadece 'ilk aşama, yani ilk tutuklama talebi için' öngörüldüğünü belirtmiştir. YCGK'ya göre, CMK'da tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda veya sanığın tutuklu olduğu yargılamalarda müdafi atanmasına ilişkin genel bir zorunluluk hali düzenlenmemiştir. Bu yorum, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarıyla açıkça çelişmektedir. 16. Ceza Dairesi, kararlarında (örneğin 2018/2033 E. ve 2018/3686 K. sayılı karar) CMK m.101/3'teki zorunluluğun sadece ilk tutuklamada değil, kovuşturma aşamasındaki tüm tutukluluk incelemelerinde de geçerli olduğunu ve müdafisiz yapılan tutukluluk yargılamasının savunma hakkını kısıtlayan bir kesin hukuka aykırılık hali olduğunu kabul etmektedir. Yazar, YCGK'nın bu kararının isabetli olmadığını düşünmektedir. Yazara göre, soruşturmada müdafii ile tutuklanan bir kişinin, kovuşturma aşamasındaki tutukluluk incelemelerinde de, Cumhuriyet savcısının tutukluluğun devamını istediği her durumda CMK m.101/3 gereği zorunlu müdafilik gündeme gelmelidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)