Kanun yolu sürelerinin başlamasına ilişkin CMK m.273 ve m.291'deki 'hükmün açıklanmasından itibaren' ifadesi ile 'tebliğ tarihinden başlar' ifadesi arasındaki ayrımın temel mantığı nedir? Bir hükmün tefhimi ile tebliği arasındaki fark kanun yolu süreleri açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69287

Bu ayrımın temel mantığı, kanun yoluna başvurma hakkı olan kişinin karardan ne zaman haberdar olduğudur. CMK m.273 ve m.291'e göre, eğer hüküm, kanun yoluna başvurma hakkı olanların (sanık, müdafii, katılan, vekili vb.) yüzüne karşı açıklanmışsa (tefhim edilmişse), bu kişiler kararı ve içeriğini o anda öğrendiği için kanun yolu süresi 'hükmün açıklanmasından itibaren' başlar. Bu, 'doğrudanlık' ve 'yüzyüzelik' ilkelerinin bir sonucudur. Ancak, kanun yoluna başvurma hakkı olanlardan herhangi biri duruşmada hazır değilse ve hüküm onların yokluğunda açıklanmışsa, bu kişilerin karardan haberdar olmaları mümkün değildir. Bu durumda adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin bir gereği olarak, kanun yolu süresi bu kişilere kararın usulüne uygun olarak 'tebliğ edildiği tarihten itibaren' işlemeye başlar. Dolayısıyla, tefhim süreleri hemen başlatırken, tebliğ ise karardan haberdar olmayanlar için sürenin başlamasını sağlayan hukuki bir işlemdir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)