7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasına 1985 yılında eklenen 'Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.' cümlesinin eklenme gerekçesi nedir? Bu gerekçe, ceza yargılamasında müdafi ile hukuk yargılamasındaki vekil arasındaki farkı nasıl ortaya koymaktadır?
Bu cümlenin eklenme gerekçesi, ceza yargılamasının kendine özgü yapısını ve sanığın konumunu hukuk yargılamasından ayırmaktır. Metinde aktarılan kanun değişikliği gerekçesine göre, hukuk yargılamasındaki vekil, müvekkiline bağımlı, onun talimatıyla hareket eden ve onun yerine geçen bir temsilcidir. Oysa ceza yargılamasındaki müdafi, sanıktan bağımsız bir statüye sahiptir ve davanın akıbeti doğrudan sanığın özgürlüğü ile ilgilidir. Gerekçede, 'duruşma vekil için değil sanık için yapılmaktadır' ve 'ceza davalarında kararların sanıklara tebliğ edilmesine gerek görmemek, müdafisine yapılan tebliği geçerli saymak adalet ilkeleri ile bağdaştırılamayacak durumdur' ifadeleri yer almaktadır. Bu ek hükümle kanun koyucu, ceza yargılamasında müdafie yapılan tebligatın, sanığa tebligat yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, sanığın kararlardan bizzat haberdar edilerek kanuni haklarını kullanabilme imkanının korunması gerektiğini vurgulamak istemiştir. Bu, ceza muhakemesinde sanığın merkezi rolünü ve haklarının özel olarak korunması gerektiğini gösterir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)