İş Kanunu m.25/II'de sayılan 'Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller' nedeniyle işverenin yaptığı haklı fesih, işçiyi kıdem tazminatından mahrum bırakan tek durumdur. Yargıtay 9. H.D. 2017/19088 sayılı kararında, bir basın çalışanının sosyal medya hesabından yaptığı ve Cumhurbaşkanına hakaret içeren paylaşımlar nedeniyle iş akdinin feshini nasıl değerlendirmiştir? Bu fesih haklı mı yoksa geçerli mi sayılmıştır ve kıdem tazminatı açısından sonucu ne olmuştur?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararında, davacının sosyal medyadaki paylaşımlarının 'eleştiri sınırlarını aştığı, hakaret boyutunda olduğu' ve bu davranışlarının 'işyerinde olumsuzluklara yol açtığı' tespitini yapmıştır. Daire, bu tür davranışların işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesini beklenemez hale getirdiğini belirtmiştir. Kararda, 'İşyeri dışında söylenen bu sözler nedeni ile feshin haklı nedene dayanmadığı yönünde gerekçe kabul edilse dahi, davacının bu davranışları işyerinde olumsuzluklara neden olmuş ve işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesi beklenemez bir hal almıştır. Feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir.' denilmektedir. Bu ifade, feshin İş K. m.25/II anlamında 'haklı' olmasa bile, İş K. m.18 anlamında 'geçerli' bir fesih olduğunu ortaya koymaktadır. Geçerli fesih durumunda işçi, işe iade davası açamaz ancak kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanır. Ancak kararın devamındaki mantık silsilesi, feshin haklı nedene (doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış) dayandığı ve dolayısıyla işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönündedir. Metnin genelindeki anlatım da İş K. m. 25/II'ye dayalı feshin kıdem tazminatına engel olduğu yönündedir. Yargıtay kararının bu kısmı, haklı neden-geçerli neden ayrımının incelikli bir örneğini sunmaktadır. Fesih, en azından geçerli nedene dayandığı için işe iade talebi reddedilir. Eğer haklı neden kabul edilirse kıdem tazminatı da reddedilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kidem-tazminati-davasi-sartlari-dilekcesi/)