Sanığın savunması alınmadan hakkında mahkumiyet hükmü kurulması, CMK açısından ne tür bir hukuka aykırılık teşkil eder ve kanun yolu denetimindeki sonucu ne olur? Anayasa Mahkemesi'nin Murat Tezel kararında bu konu nasıl ele alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69255

Sanığın savunması alınmadan hakkında mahkumiyet hükmü kurulması, CMK m.289/1-h uyarınca 'hukuka kesin aykırılık' hali teşkil eder. Bu maddeye göre, 'Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması' ve özellikle 'duruşmada sanığın savunmasının alınmamasının' varlığı halinde, bu durum temyiz incelemesinde mutlak bir bozma sebebidir. Mahkemenin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediğine bakılmaksızın, sırf bu usuli eksiklik nedeniyle karar bozulur. Anayasa Mahkemesi de Murat Tezel kararında (B. No: 2017/20307) bu ilkeyi teyit etmiştir. Kararda, başvurucuya usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine ve müdafiinin duruşmada bulunmasına rağmen, 'yargılamanın hiçbir aşamasında mahkeme huzurunda bizzat savunma yapmadan adli para cezasına mahkumiyetine kesin olarak karar verilmesinin başvurucunun savunma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurduğu' belirtilmiştir. Bu, sanığın bizzat mahkeme önünde bulunma ve savunma yapma hakkının, adil yargılanma hakkının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu göstermektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sanigin-sorgu-ve-savunma-icin-durusmada-hazir-bulunma-hakki)