Metindeki analize göre, CMK m.11 ve Tebligat Kanunu m.35/2 gibi hükümlerin varlığına rağmen, kanun yolları sürelerinin başlangıcı konusunda uygulamada neden hala bir karmaşa ve yeknesaklık sorunu yaşanmaktadır? Yazarın bu sorunun çözümü için önerisi nedir?
Metindeki analize göre bu karmaşanın temel nedeni, ilgili kanun hükümlerinin yoruma açık olması ve farklı yargısal mercilerin (Yargıtay Daireleri, YCGK, Başsavcılık) bu hükümleri farklı şekillerde yorumlayarak çelişkili içtihatlar oluşturmasıdır. Özellikle Tebligat Kanunu m.11'deki 'CMUK hükümleri saklıdır' ibaresi ile CMK m.35/2'deki 'ilgilisine tebliğ olunur' ifadesinin birbiriyle ilişkisi net olarak kurulanamamıştır. Bu durum, sanığa yapılan tebligatın süreyi başlatıp başlatmayacağı konusunda üç farklı görüşün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili bu denli önemli bir konuda farklı uygulamaların olması 'hukuk devleti' ilkesini zedelemektedir. Yazarın bu sorunun çözümü için önerisi, yoruma dayalı farklı görüşleri ortadan kaldırmak ve uygulamada yeknesaklığı sağlamak amacıyla, Tebligat Kanunu veya CMK'da konuyu hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık ve net bir kanuni düzenlemenin yapılmasıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)