Metinde, 10 Büyükelçinin ortak bildirisinin 'Türkiye Cumhuriyeti üzerinde siyasi baskı oluşturmayı ve yargı erki üzerinden içişlerine karışmayı hedeflediği' şeklinde değerlendirilebileceği gibi, 'Kavala ile ilgili İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarının gereğinin yerine getirilmesi gerektiğine dair bir eleştiri' olarak da nitelendirilebileceği belirtilmektedir. Bu iki farklı nitelemenin temelinde yatan hukuki varsayımlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69128

Bu iki farklı nitelemenin temelinde yatan hukuki varsayımlar şunlardır: 1) 'İç işlerine karışma' nitelemesinin temelindeki varsayım, 'mutlak devlet egemenliği' ilkesidir. Bu görüşe göre, bir devletin yargı süreci, o devletin dokunulmaz iç alanıdır ve dışarıdan yapılan her türlü müdahale, egemenliğin ihlalidir. 2) 'Meşru bir eleştiri' nitelemesinin temelindeki varsayım ise, 'uluslararası insan hakları hukukunun üstünlüğü' ilkesidir. Bu görüşe göre, bir devlet uluslararası bir insan hakları sözleşmesine taraf olduğunda, o sözleşmeden doğan yükümlülükler (AİHM kararlarına uymak gibi) artık sadece bir iç mesele değil, uluslararası toplumun da denetimine açık bir konu haline gelir. Bu nedenle, bir AİHM kararının uygulanmasını talep etmek, meşru bir hukuki eleştiridir. Tartışma, bu iki ilkenin hangisine öncelik verileceği noktasında düğümlenmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kavalada-istenmeyen-kisi-ilanı)