Sanığın hem kendi seçtiği müdafii hem de barodan atanmış zorunlu müdafii varsa (örneğin ilk tutuklamada atanmış, sonra sanık kendi vekilini tutmuşsa), kanun yolu sürelerini başlatacak tebligat kime yapılmalıdır?
Bu durum kanunda açıkça düzenlenmemiştir, ancak genel ilkelerden bir sonuca varılabilir. Kural olarak, vekille/müdafi ile takip edilen işlerde tebligat vekile/müdafie yapılır. Sanığın sonradan kendi seçtiği bir müdafi varsa, bu müdafi sanığın iradesini temsil eden asıl savunman konumuna geçer. Bu durumda, tebligatın sanığın özel olarak seçtiği ihtiyari müdafie yapılması gerekir. Zorunlu müdafiin görevi, ihtiyari müdafi görevlendirildiğinde sona erer (CMK m.156/2). Dolayısıyla, tebligatın artık görevi kalmayan zorunlu müdafie değil, dosyaya vekaletnamesini sunmuş olan ve fiilen savunmayı yürüten ihtiyari müdafie yapılması ve sürenin bu tebligatla başlaması hukukun genel mantığına uygundur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu ve genel CMK prensiplerinden çıkarım.)