Metindeki analize göre, sanık müdafiinin yokluğunda tutukluluk kararı verilmesinin 'adil/dürüst yargılanma hakkı' ve 'kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı'nı ihlal edeceği savunulmaktadır. Bu iki temel hak arasında somut olayda nasıl bir ilişki kurulmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69100

Somut olayda bu iki hak arasında bir 'usul-esas' ilişkisi kurulmaktadır. 'Adil/dürüst yargılanma hakkı' (Anayasa m.36, AİHS m.6) usuli bir güvencedir ve savunma hakkını içerir. 'Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı' (Anayasa m.19, AİHS m.5) ise maddi bir haktır. Sanık müdafiinin yokluğunda tutuklama kararı verilmesi, öncelikle usuli bir güvence olan 'savunma hakkını' ve dolayısıyla 'adil yargılanma hakkını' ihlal eder. Bu usuli güvencenin ihlal edilmesiyle verilen bir tutuklama kararı, maddi bir hak olan 'kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı'nın da hukuka aykırı bir şekilde kısıtlanması sonucunu doğurur. Yani, adil yargılanma hakkına ilişkin usuli bir kuralın çiğnenmesi, doğrudan kişi özgürlüğüne yönelik maddi bir hak ihlaline yol açmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)