Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, tutuklama kararlarında zorunlu müdafilik (CMK m.101/3) kuralının sadece 'ilk tutuklama talebi' için geçerli olduğuna dair 2020/446 K. sayılı kararının, 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından doğurabileceği sakıncalar nelerdir?
YCGK'nın bu daraltıcı yorumunun 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından ciddi sakıncaları bulunmaktadır. Tutukluluğun devamı kararları da en az ilk tutuklama kararı kadar kişi hürriyetini kısıtlayan ve sanığın kaderini etkileyen kritik kararlardır. Bu incelemelerde iddia makamı (savcı) tutukluluğun devamı yönünde görüş bildirirken, sanığın hukuki yardımdan yoksun bırakılması, iddia ve savunma makamları arasındaki dengeyi bozar. Sanık, aleyhindeki delilleri ve tutukluluk gerekçelerini hukuki bir perspektifle değerlendirip etkili bir savunma yapma imkanından mahrum kalır. Bu durum, yargılamanın çelişmeli bir şekilde yürütülmesini engeller ve savunma makamını iddia makamı karşısında zayıf düşürerek 'silahların eşitliği' ilkesini zedeler. Yargıtay 16. CD'nin aksi yöndeki kararları da bu sakıncalara işaret etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)