Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016-23748 esas sayılı dosyasında, işçinin 15 yıl 3600 gün prim şartını sağladığına dair SGK yazısını işten ayrıldıktan yaklaşık 4 ay sonra alması, emeklilik nedeniyle feshin kabul edilmemesinin gerekçesi olarak nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin atıf yapılan kararında ve 2020/7495 K. sayılı kararında, işçinin yaş dışındaki emeklilik koşullarını sağlayarak (15 yıl-3600 gün) işten ayrılması hakkını kullanmasının, feshin bu amaca yönelik olması gerektiği vurgulanmaktadır. Olayda, işçinin 31.12.2013'te işten ayrıldıktan sonra kendi işyerini açtığı ve SGK'ya emeklilik için başvurusunun ise 30.04.2014 gibi çok daha sonraki bir tarihte olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, işten ayrılma ile SGK'ya başvuru arasında geçen sürenin 'makul bir süre' olmaktan çıktığını ve işçinin asıl amacının emeklilik değil, kendi işini kurmak olduğunu değerlendirmiştir. Fesih anındaki gerçek iradenin emeklilik olmadığı sonucuna varılarak, bu nedene dayalı kıdem tazminatı talebi reddedilmiştir. Bu, hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ilkesinin bir yansımasıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kidem-tazminati-davasi-sartlari-dilekcesi/)