Sanığa tebligat yapılmasının sadece bilgi sahibi olma ve eski hale iade imkanı tanıma amacı taşıdığı, yeni bir temyiz süresi başlatmayacağı yönündeki YCGK'nın 2022/119 K. sayılı kararının, müdafiin temyiz süresini kaçırması halinde müdafiin TCK m.257 kapsamındaki cezai sorumluluğuna etkisi ne olur?
Metnin son bölümündeki analize göre, eğer YCGK'nın bu kararı nihai olarak kabul edilirse, müdafiin cezai sorumluluğu devam eder. Çünkü YCGK kararına göre, kanun yolu süresi müdafie yapılan tebligatla başlayıp bitmektedir. Sanığa yapılan tebligat yeni bir süre başlatmadığı için, müdafiin süreyi kaçırmasıyla sanık 'kanun yoluna başvuru hakkını kaybetme' şeklinde bir mağduriyet yaşamış olur. Bu mağduriyet, TCK m.257'deki 'kişilerin mağduriyetine neden olma' şeklindeki objektif cezalandırma şartının gerçekleştiği anlamına gelir. Dolayısıyla, temyiz süresini kusurlu olarak kaçıran müdafiin görevi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan (TCK m.257/2) sorumluluğu gündeme gelebilir. Eğer aksi görüş (sanığa yapılan tebligatın yeni bir süre başlattığı) kabul edilseydi, sanık kendi hakkını kullanabileceğinden bir mağduriyet doğmayacak ve müdafiin cezai sorumluluğu oluşmayacaktı. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yollari-suresi-ne-zaman-islemeye-baslar)