Bir grup büyükelçinin, ev sahibi ülkedeki devam eden bir yargılamayla (Osman Kavala davası) ilgili olarak AİHM kararının uygulanması yönünde ortak bir bildiri yayımlaması, Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesinde düzenlenen 'iç işlerine karışmama' yükümlülüğünün ihlali olarak nitelendirilebilir mi? Bu konudaki iki karşıt görüşü hukuki argümanlarıyla birlikte sununuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68897

Bu konuda iki karşıt görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre, bu bildiri Viyana Sözleşmesi m.41'in ihlalidir. Çünkü bağımsız bir devletin yargı erki, o devletin egemenliğinin ve iç işlerinin bir parçasıdır. Devam eden bir davayla ilgili dışarıdan yapılan ve 'derhal serbest bırakın' gibi ifadeler içeren bir çağrı, yargıya müdahale ve iç işlerine karışma anlamına gelir. Bu görüş, devletin egemenliğinin dokunulmazlığı ilkesine dayanır. İkinci görüşe göre ise bu bir ihlal değildir. Çünkü bildiri, Türkiye'nin de taraf olduğu ve kararlarına uymayı taahhüt ettiği AİHS ve AİHM kararlarına atıf yapmaktadır. Bu görüşe göre, uluslararası hukukun ve insan hakları sözleşmelerinin gereğinin yerine getirilmesini talep etmek, 'iç işlerine karışmak' değil, uluslararası hukuka dayalı meşru bir taleptir. Bu durumda büyükelçiler, ev sahibi ülkeyi uluslararası yükümlülüklerine uymaya davet etmektedir. Tartışma, 'devlet egemenliği' ile 'uluslararası insan hakları hukukunun üstünlüğü' ilkelerinin nerede başlayıp nerede bittiği noktasında düğümlenmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kavalada-istenmeyen-kisi-ilanı)