CMK m.101/3'te düzenlenen müdafi yardımından yararlanma zorunluluğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.11.2020 tarihli ve 2020/446 K. sayılı kararına göre hangi aşamayı kapsamaktadır? Bu kararın, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarıyla olan çelişkisini ve bu çelişkinin 'adil yargılanma hakkı' üzerindeki potansiyel etkilerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68867

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.11.2020 tarihli ve 2020/446 K. sayılı kararına göre, CMK m.101/3'teki zorunlu müdafilik, sadece soruşturma aşamasındaki 'ilk tutuklama talebi' için öngörülmüştür. YCGK, bu kararıyla, tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ve sanığın tutuklu olarak yargılandığı kovuşturma aşamasındaki periyodik incelemelerde (CMK m.108) müdafi bulunmasının zorunlu olmadığı yönünde bir içtihat oluşturmuştur. Bu karar, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin, tutukluluğun devamına ilişkin tüm aşamalarda müdafi bulunmamasını 'savunma hakkının kısıtlanması' ve 'mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi' (CMK m.289/1-a) olarak gören yerleşik içtihatlarıyla açıkça çelişmektedir. Bu çelişki, 'adil yargılanma hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından ciddi bir sorundur. 16. CD'nin görüşü, kişi hürriyetini en ağır şekilde kısıtlayan tutuklama tedbirinin her aşamasında sanığın hukuki yardımdan faydalanması gerektiğini savunarak sanık haklarını daha geniş yorumlarken, YCGK kararı bu güvenceyi daraltmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hukumle-birlikte-tutuklulukta-mudafi-zorunlulugu)