Bir tüzel kişinin, işlenen bir suçtan dolayı 'doğrudan zarar' görmediği halde, özel bir kanun hükmüyle kamu davasına katılma hakkına sahip olmasının temel amacı nedir? Bu durumun, CMK m.237'deki genel katılma kuralıyla ilişkisini açıklayınız.
Bu durumun temel amacı, kanun koyucunun, belirli suç tipleriyle mücadelede, o suçtan doğrudan etkilenen bireysel mağdurların yanı sıra, 'kamu menfaatini' ve 'kurumsal menfaati' temsil eden belirli kamu tüzel kişiliklerinin de yargılama sürecine aktif olarak katılmasını ve süreci takip etmesini sağlamaktır. Bu, suçla mücadelenin etkinliğini artırmaya yönelik bir politikadır. Bu durumun CMK m.237'deki genel katılma kuralıyla ilişkisi, bir 'istisna' ilişkisidir. CMK m.237, kamu davasına katılmanın genel çerçevesini çizer ve Yargıtay yorumuna göre kural olarak 'doğrudan zarar' şartını arar. Ancak, kanun koyucu, örneğin kaçakçılık, rüşvet veya bankacılık suçları gibi, sonuçları tüm toplumu ve ekonomiyi etkileyen suçlarda, sadece bireysel mağdurun takibinin yeterli olmayacağını düşünmüştür. Bu nedenle, Gümrük İdaresi, Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK gibi kurumları, bu suçlarla mücadelede uzmanlaşmış ve kamusal bir görevi ifa eden kurumlar olarak, zararın niteliğine bakılmaksızın davaya müdahil olma yetkisiyle donatmıştır. Bu özel kanun hükümleri (lex specialis), CMK m.237'deki genel kuralı (lex generalis) o suç tipi için bertaraf eder. (İlgili metin: tuzel-kisilerin-suctan-zarar-goren-sifati-ile-kamu-davasina-katilabilmesi)