Kiracı tacirin, kiraladığı işyerinin iskan ruhsatının olmamasının 'hukuki ayıp' teşkil ettiğini ileri sürerek sözleşmeyi feshetmesi, YHGK'nın 2019/3 E. sayılı kararında neden kabul görmemiştir? Tacirin basiretli davranma yükümlülüğü bu durumu nasıl etkilemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68405

Bu feshin kabul görmemesinin temel nedeni, sorunun kiralanandan çok kiracının kendisinden ve tacir olma sıfatından kaynaklanmasıdır. YHGK'nın kararındaki mantığa göre: 1) Sözleşmesel Amaç: Kiralanan yer, sözleşmede belirtilen 'depo' amacı için kullanılmaya elverişlidir ve bu amaçla daha önce ruhsat alınabilmiştir. Ayıp, ancak sözleşmesel amaca göre değerlendirilir. 2) Basiretli Tacir Yükümlülüğü (TTK m. 18/2): Tacir olan kiracı, yapacağı ticari faaliyet için bir yer kiralarken, o yerin hukuki durumunu (imar, iskan, ruhsat vb.) araştırmakla yükümlüdür. Bu, sıradan bir kiracıdan beklenen özenin ötesinde, profesyonel bir özen yükümlülüğüdür. İskan ruhsatının olup olmadığını basit bir araştırmayla öğrenebilecek olan tacirin, bunu yapmadan sözleşme imzalayıp sonradan ayıp iddiasında bulunması, kendi basiretsizliğinin bir sonucudur. 3) Gizli Ayıp Olmaması: İskan ruhsatının olup olmadığı, ilgili belediyeden kolayca öğrenilebilecek, aleni bir bilgidir. Bu nedenle, basiretli bir tacir için bu durum 'gizli ayıp' niteliğinde değildir. Kiracı, bu durumu bilerek veya bilmesi gerekirken kiralamış sayılır. Bu nedenlerle Yargıtay, tacir kiracının kendi ihmalinden kaynaklanan bir sorunu, kiraya verene 'ayıp' olarak yükleyemeyeceğine ve bu gerekçeyle yaptığı feshin haksız olduğuna karar vermiştir. (İlgili metin: kiracinin-tacir-olmasi)