5718 sayılı MÖHUK m. 10/3'e göre, yabancı bir mahkeme tarafından verilen vesayet kararının tanınması halinde, vesayetin yönetimi (vasinin görev ve yetkileri, malvarlığının yönetimi vb.) hangi hukuka tabi olur? Bu düzenlemenin amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68404

MÖHUK m. 10/3, 'Vesâyet veya kısıtlılık kararı verilmesi veya sona erdirilmesi sebepleri dışında kalan bütün kısıtlılık veya vesâyete ilişkin hususların ve kayyımlığın Türk hukukuna tâbi bulunduğunu' açıkça belirtmiştir. Buna göre, yabancı bir mahkemenin verdiği vesayet veya kısıtlılık kararının kendisi (yani kişinin kısıtlanması kararı) tanınsa bile, bu kararın uygulanmasına ilişkin tüm hususlar, yani 'vesayetin yönetimi', Türk hukukuna tabi olur. Bu kapsamda; vasinin görev, yetki ve sorumlulukları, kısıtlının mallarının nasıl yönetileceği, vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) ve denetim makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) denetim yetkileri gibi tüm konular Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Bu düzenlemenin amacı, Türkiye'nin kamu düzenini ve özellikle kısıtlı kişinin Türkiye'deki malvarlığı ve şahsı üzerindeki menfaatlerini korumaktır. Yabancı bir kararın tanınmasıyla, yabancı bir hukukun Türkiye'de uygulanmasının yaratabileceği olası sakıncaları ve denetim zorluklarını önlemek amaçlanmıştır. Bu, Yargıtay 8. HD'nin 2017/6609 E. sayılı kararında da vurgulanan, vesayet konusunda kanunlar ihtilafı hukukunun getirdiği ikili ayrımın bir sonucudur. (İlgili metin: hmk-madde-383-gorevli-mahkeme)