5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 40/1'de düzenlenen 'kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak' kabahati ile TCK m. 268'de düzenlenen 'başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması' suçu arasındaki temel ayrım noktası nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68397

Bu iki eylem arasındaki temel ayrım noktası, failin amacının bir 'suç' soruşturma ve kovuşturmasından kurtulmak olup olmamasıdır. - TCK m. 268 (Suç): Bu suçun oluşması için failin, 'işlediği bir suç nedeniyle' kendisi hakkında adli bir takibat (soruşturma/kovuşturma) yapılmasını engellemek özel kastıyla hareket etmesi gerekir. Eylemin arkasında ceza hukuku anlamında bir 'suç' vardır. - Kabahatler Kanunu m. 40/1 (Kabahat): Bu kabahatin oluşması için ise, failin, görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması yeterlidir. Arkasında bir suç soruşturmasından kurtulma amacı aranmaz. Örneğin, bir kişinin, hakkında herhangi bir suç şüphesi yokken, sırf kimlik kontrolünden hızlıca geçmek veya kimliğini gizlemek gibi bir nedenle polise yanlış isim söylemesi bu kabahati oluşturur. Eğer bu kişi, bir hırsızlık suçundan hemen sonra yakalanmış ve soruşturmadan kurtulmak için yanlış isim vermişse, eylem TCK m.268'deki suça dönüşür. Dolayısıyla, eylemin bir 'suç' ile bağlantılı olup olmaması, fiilin suç mu yoksa kabahat mi olduğunu belirleyen temel kriterdir. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)