Anayasa Mahkemesi'nin 2018/137 E. sayılı kararında, kamu görevinden çıkarılan ve sonrasında göreve iade edilen bir kişinin, bu süreçte uğradığı zararlar için tazminat talep etmesini engelleyen kuralın, Anayasa'nın 125. maddesindeki hangi ilkeye aykırı olduğu belirtilmiştir?
Bu kural, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan 'İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.' şeklindeki temel ilkeye aykırı bulunmuştur. Bu ilke, hukuk devletinin en önemli güvencelerinden biridir ve idarenin eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olmasını, böylece idarenin hukuka bağlılığının sağlanmasını amaçlar. Kamu görevinden çıkarma, bir 'idari işlem'dir. Bu işlemin hukuka aykırı olduğu, kişinin göreve iade edilmesiyle sabit hale gelmiştir. İdarenin bu hukuka aykırı işleminden dolayı kişinin uğradığı maddi (maaş kaybı vb.) ve manevi (itibar kaybı vb.) zararların tazmini istemiyle dava açabilmesi, Anayasa'nın 125. maddesinin doğal bir sonucudur. İncelenen kural ise, kişilerin idarenin bu hukuka aykırı eyleminden doğan zararlarının tazmini için yargı yoluna başvurmasını kategorik olarak engellemektedir. Bu durum, idarenin bir eylemini ve ondan doğan sorumluluğunu 'yargı denetimi dışına çıkarmak' anlamına gelir ki bu, Anayasa'nın 125. maddesinin amir hükmüne açıkça aykırıdır. Bu nedenle AYM, kuralı iptal etmiştir. (İlgili metin: anayasa-mahkemesinin-ohal-sonrasi-tedbirlere-iliskin-karari)