Yargıtay, bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için 'suçtan doğrudan zarar görme' şartını ararken, bu şartın aranmadığı istisnai durumları hangi hukuki kritere göre belirlemektedir? Metinde verilen örneklerden yola çıkarak açıklayınız.
Yargıtay, 'suçtan doğrudan zarar görme' şartının aranmadığı istisnai durumları, 'özel bir kanun hükmünün varlığı' kriterine göre belirlemektedir. Yani, genel katılma kuralını düzenleyen CMK m.237'den ayrı olarak, özel bir kanun, belirli bir tüzel kişiye, belirli suçlardan açılan kamu davalarına, zararının doğrudan olup olmadığına bakılmaksızın katılma hakkı tanımışsa, bu özel hüküm (lex specialis) uygulanır. Bu durumda mahkemenin, o tüzel kişinin suçtan doğrudan zarar görüp görmediğini ayrıca araştırmasına gerek kalmaz. Metinde bu istisnai duruma ilişkin şu örnekler verilmiştir: - Kaçakçılık Suçları: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.18, Gümrük İdaresi'nin bu suçlardan açılan davalara katılan olarak kabul edileceğini açıkça düzenlemiştir. - Rüşvet ve Yolsuzluk Suçları: 3628 sayılı Kanun m.18, Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bu kanun kapsamındaki suçlarla ilgili davalara katılma hakkı tanımıştır. - Bankacılık Suçları: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.162, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) bu suçlardan doğan kamu davalarına katılma yetkisi vermiştir. Bu örneklerde, kanun koyucu, kamu menfaatini korumak amacıyla bu kurumlara, zararın niteliğinden bağımsız, özel bir katılma statüsü tanımıştır. (İlgili metin: tuzel-kisilerin-suctan-zarar-goren-sifati-ile-kamu-davasina-katilabilmesi)