Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) davasında, miras bırakanın taşınmazını devrettiği kişinin, miras bırakanın özel bakımını ve hizmetini görmüş olması, yapılan temlikin hukuki niteliğini nasıl etkiler? Bu durumun 'ivazlı işlem' olarak kabul edilmesinin şartları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68378

Bu durum, yapılan temlikin hukuki niteliğini 'karşılıksız (ivazsız) kazandırma' olmaktan çıkarıp, 'karşılıklı (ivazlı) bir işlem' haline getirebilir. Muris muvazaası, kural olarak miras bırakanın karşılıksız kazandırmalarını (bağışlama) satış gibi göstererek gizlemesiyle oluşur. Eğer yapılan devrin karşılığında gerçek bir 'ivaz' (karşılık) varsa, muvazaadan söz etmek zorlaşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1-1247 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, sağlanan özel bakım ve hizmet, bu ivazı oluşturabilir. Bu durumun 'ivazlı işlem' olarak kabul edilmesinin şartları şunlardır: 1) Bakımın 'Özel' Nitelikte Olması: Sağlanan bakımın, normal bir aile içi yardımlaşmanın veya evlatlık görevinin ötesinde, sürekli, yoğun ve fedakarlık gerektiren bir nitelikte olması gerekir. Miras bırakanın ağır hastalığı, yatağa bağımlılığı gibi durumlarda sağlanan bakım bu niteliktedir. 2) İvaz (Karşılık) Olarak Değerlendirilmesi: Mahkeme, yapılan bu özel hizmetin, devredilen malın değeriyle makul bir orantı içinde olup olmadığını değerlendirir. Eğer sağlanan hizmet, devredilen mal için bir 'semen' (karşılık) olarak kabul edilebilecek nitelikteyse, işlem ivazlı sayılır. 3) Mal Kaçırma Kastının Yokluğu: Tüm olgular (diğer mirasçıların ilgisizliği, miras bırakanın minnet duygusu vb.) bir arada değerlendirildiğinde, miras bırakanın asıl amacının mal kaçırmak değil, kendisine yapılan hizmetin karşılığını ödemek olduğu kanaatine varılmalıdır. Bu şartlar sağlandığında, işlem muvazaalı bir bağışlama değil, ivazlı bir temlik olarak kabul edilir ve dava reddedilir. (İlgili metin: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi)