Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2018/4568 K. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca 'sosyal inceleme raporu' aldırılmamasının veya aldırılmama gerekçesinin gösterilmemesinin bir bozma nedeni sayılmasının hukuki dayanağı nedir?
Bu durumun bozma nedeni sayılmasının hukuki dayanağı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun çocuklara özgü yargılama usullerini düzenleyen emredici hükümleridir. Kanun, suça sürüklenen çocuğun (SSÇ) durumunun bütüncül bir şekilde değerlendirilmesini ve verilecek kararın çocuğun yararına olmasını hedefler. Bu amaçla getirilen 'sosyal inceleme' kurumu, çocuğun bireysel özelliklerini, sosyal çevresini, aile yapısını, suça sürüklenme nedenlerini ve eğitim durumunu bir uzman (sosyal çalışmacı, psikolog vb.) aracılığıyla ortaya koyan bir rapordur. - 5395 s.K. m. 35/1: Bu madde, hakim veya mahkemenin, çocuk hakkında bir karar vermeden önce, bu sosyal inceleme raporunu dikkate alması gerektiğini belirtir. Bu rapor, çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin (ceza sorumluluğunun) değerlendirilmesinde ve ona en uygun güvenlik tedbirinin veya cezanın belirlenmesinde kritik bir rol oynar. - 5395 s.K. m. 35/3: Bu madde ise, sosyal inceleme yaptırılmamasının ancak mahkemece bir gerekçe gösterilmesi halinde mümkün olabileceğini düzenler. Yargıtay'ın ilgili kararında, mahkemenin bu zorunlu raporu aldırmaması veya neden aldırmadığını gerekçelendirmemesi, çocuğa özgü yargılama kurallarının ve savunma hakkının temelden ihlali olarak görülmüştür. Ayrıca, başka dosya için düzenlenmiş ve onaysız fotokopi niteliğindeki bir raporun yeterli kabul edilmesi de hem bu ilkeye hem de CMK m.169/219'a aykırı bulunmuştur. (İlgili metin: cmk-madde-169-sorusturma-evresinde-yapilan-islemlerin-tutanaga-baglanmasi)