Bir kişinin, hakkında idari para cezası gerektiren bir kabahat nedeniyle işlem yapılırken, polise kardeşinin kimlik bilgilerini vererek tutanak düzenlenmesini sağlaması eylemi, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/727 K. sayılı kararına göre neden TCK m.268'deki suçu değil, TCK m.206'daki suçu oluşturur?
Bu eylemin TCK m.206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) suçunu oluşturmasının ve TCK m.268 (Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması) kapsamında değerlendirilmemesinin temel nedeni, TCK m.268'in aradığı 'işlediği bir suç nedeniyle' unsurunun olayda bulunmamasıdır. Yargıtay'ın ilgili kararında da vurgulandığı üzere, TCK m.268, iftira suçunun özel bir şekli olup, failin kendisini bir 'suç' soruşturması veya kovuşturmasından kurtarmak amacıyla hareket etmesini gerektirir. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca kesilen trafik cezaları gibi idari para cezası gerektiren eylemler ise ceza hukuku anlamında bir 'suç' değil, bir 'kabahat'tir. Fail, kendisini bir suçun adli takibatından değil, bir kabahatin idari yaptırımından kurtarmak için başkasının kimliğini kullanmaktadır. Bu nedenle TCK m.268'in unsurları oluşmamıştır. Ancak fail, yalan beyanı ile hukuki sonuç doğuran bir 'resmi belge' olan 'Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı'nın gerçeğe aykırı olarak (kardeşinin adına) düzenlenmesine neden olmuştur. Bu eylem, doğrudan TCK m.206'nın tanımına uymaktadır. Bu nedenle Yargıtay, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK m.268'den hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)