Metindeki eleştirilere göre, Türkçe bilmeyen bir sanığa veya mağdura tercüman atanması sürecinde yaşanan en büyük pratik sorun nedir ve bu sorunun adil yargılanma hakkı üzerindeki etkisi nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68374

Metindeki eleştirilere göre, uygulamada yaşanan en büyük pratik sorun, atanan tercümanların 'yeterliliği ve kalitesi'dir. Sorun sadece tercüman atanıp atanmaması değil, atanan tercümanın görevi layıkıyla yapıp yapamamasıdır. Metinde, birçok durumda tercüman olarak görevlendirilen kişinin 'gerçekte o yabancı dili bilmediği', 'kendisini dahi iyi ifade edemediği' ve özellikle 'hukuk kavramlarının ağır, nitelikli ve çevirisi zor olması nedeniyle, dile hakim olmayan tercümanın yanlış veya eksik tercüme yapabildiği' vurgulanmaktadır. Bu sorunun adil yargılanma hakkı (Anayasa m.36, İHAS m.6) üzerindeki etkisi yıkıcıdır: - Savunma Hakkını İşlevsiz Kılar: Sanık, neyle suçlandığını, aleyhindeki delilleri ve duruşmadaki gelişmeleri anlayamazsa, anlamlı bir savunma yapamaz. - Silahların Eşitliğini Bozar: Sanık, iddia makamı ile eşit usuli imkanlara sahip olamaz. - Maddi Gerçeğe Ulaşmayı Engeller: Mahkeme, yanlış veya eksik tercüme edilmiş beyanlara dayanarak karar vermek zorunda kalabilir, bu da adaletin tecellisini engeller. Sonuç olarak, yetersiz bir tercümanla yürütülen yargılama, görünüşte adil yargılanma hakkının bir gereği olan tercüman hakkını sağlamış gibi görünse de, esasta bu hakkı tamamen işlevsiz kılarak ve özünü zedeleyerek adil yargılanmayı imkansız hale getirebilir. (İlgili metin: ceza-yargilamasinda-tercuman-hakki-ve-uygulanmasi)