Muris muvazaası iddiasıyla açılan bir davada, davalı tarafın 'miras bırakanın taşınmazı devretme nedeni, diğer mirasçıların kendisine kötü davranması ve kendisiyle ilgilenmemesidir' şeklindeki savunması, mahkeme tarafından nasıl değerlendirilir? Bu savunma, muvazaanın hangi unsurunu etkilemeye yöneliktir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68366

Bu tür bir savunma, mahkeme tarafından, işlemin muvazaalı olup olmadığını belirlemede önemli bir olgu olarak değerlendirilir. Bu savunma, doğrudan doğruya muvazaanın 'mirasçıları aldatma amacı (kastı)' unsurunu etkilemeye yöneliktir. Muvazaa davasının temelinde, miras bırakanın diğer mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak için kötü niyetli ve aldatıcı bir eylemde bulunduğu iddiası yatar. Ancak, eğer diğer mirasçılar, miras bırakana karşı evlatlık veya mirasçılık görevlerini (bakım, ilgi, saygı vb.) yerine getirmemiş, onu zor zamanlarında yalnız bırakmışlarsa, miras bırakanın bu mirasçılardan mal kaçırma kastı taşımadığı, aksine onlara karşı duyduğu haklı bir kırgınlık veya onlardan gördüğü vefasızlık nedeniyle böyle bir tasarrufta bulunduğu kabul edilebilir. Bu durumda, miras bırakanın eylemi, 'aldatma' kastından çok, bir 'cezalandırma' veya 'tercih' iradesini yansıtır. Mahkeme, bu savunmayı değerlendirirken, tanık beyanları ve diğer delillerle, miras bırakan ile diğer mirasçılar arasındaki ilişkinin gerçekten bozuk olup olmadığını, miras bırakanın bu tasarrufu yapmakta makul ve insani bir nedeninin bulunup bulunmadığını araştırır. Eğer bu savunma ispatlanırsa, 'aldatma kastı' unsuru gerçekleşmediği için muvazaa davası reddedilebilir. (İlgili metin: muvazaa-mirastan-mal-kacirma-davasi)