Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/6955 E. sayılı kararında, annesi ölen küçüğün mallarının korunması istemine ilişkin davanın görevli mahkemesinin Aile Mahkemesi olduğuna hangi kanun ve tüzük hükümlerine dayanılarak karar verilmiştir? Bu durum HMK m. 383'e göre nasıl bir istisna teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68358

Yargıtay, bu davada görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğuna şu hükümlere dayanarak karar vermiştir: 1) 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 6/2-c: Bu madde, 'Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya karar verme' görevini açıkça Aile Mahkemesi'ne vermiştir. 2) Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 4/1. maddesi: Bu tüzük hükmü, ana ve babadan birinin ölümü halinde ilgili nüfus memuru veya mahkemenin, durumu sağ kalan eşin yerleşim yerindeki 'aile mahkemesine' bildireceğini düzenlemektedir. Bu bildirim üzerine aile mahkemesi, çocuk mallarının dökümünü gösteren bir defter verilmesini ister. Bu durum, HMK m. 383'ün genel kuralına bir istisna teşkil eder. Normalde, HMK m. 382 uyarınca 'vesayet işleri' ve benzeri koruma önlemleri çekişmesiz yargı işidir ve HMK m. 383 gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekir. Ancak, HMK m. 383'ün kendisi 'aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece' bu kuralın geçerli olduğunu belirtir. 4787 sayılı Kanun ve ilgili Tüzük, 'çocuk mallarının korunması' konusunda Aile Mahkemesi'ni özel olarak görevlendiren 'aksine bir düzenleme' niteliğindedir. Bu özel hükümler, genel hüküm olan HMK m. 383'ü bertaraf eder (lex specialis derogat legi generali). (İlgili metin: hmk-madde-383-gorevli-mahkeme)