Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/2741 E. sayılı bozma kararında, davacının 'ileriye etkili olarak hüküm tesisi' talebi (gelecekteki bir tarihte emekli olabileceğinin tespiti) hangi usul hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir?
Yargıtay'ın bozma kararında, bu tür bir talebin usul hukukunun üç temel ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilmiştir: 1) Hukuki Yarar (Dava Şartı): Bir davanın açılabilmesi için, davacının o davayı açmakta güncel, meşru ve korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Gelecekteki bir tarihte gerçekleşmesi muhtemel bir hak durumunun tespiti, dava açıldığı anda mevcut ve güncel bir hukuki yarar olarak kabul edilmez. Davacının o tarihte talepte bulunup bulunmayacağı dahi belirsizdir. 2) Davanın Açıldığı Tarihteki Koşullara Göre Karar Verilmesi: Kural olarak her dava, açıldığı andaki fiili ve hukuki koşullara göre hükme bağlanır. Henüz gerçekleşmemiş, geleceğe yönelik ve varsayımsal bir durum hakkında 'ileriye etkili' bir hüküm kurulması bu temel ilkeye aykırıdır. 3) Usul Ekonomisi: Mahkemelerin, henüz doğmamış ve doğup doğmayacağı belirsiz uyuşmazlıklarla meşgul edilmesi, yargı kaynaklarının verimsiz kullanılması anlamına gelir ve usul ekonomisi ilkesiyle bağdaşmaz. Yargıtay, bu ilkeler gereği, ileriye etkili tespit taleplerinin hukuk sistemimizde mümkün olmadığını ve bu yönde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. (İlgili metin: fiili-hizmet-suresi-zammi)