Bir kişinin, hakkında verilmiş kesinleşmiş bir hapis cezasının infazı için arandığı sırada, yakalanmamak amacıyla başkasına ait sahte bir kimliği polise ibraz etmesi, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/2249 K. sayılı kararına göre neden TCK m.268'deki suçu oluşturmaz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68351

Yargıtay'ın ilgili kararında bu eylemin TCK m.268'deki suçu oluşturmamasının temel nedeni, suçun 'özel kast' ve 'amaç' unsurunun gerçekleşmemiş olmasıdır. TCK m.268, failin, 'işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla' başkasının kimliğini kullanmasını şart koşar. Bu unsurun gerçekleşmesi için, failin eyleminin, henüz başlamamış veya devam etmekte olan bir adli süreci (soruşturma veya kovuşturma) saptırmaya yönelik olması gerekir. Karara konu olayda ise sanık hakkında soruşturma ve kovuşturma aşamaları çoktan tamamlanmış, hüküm verilmiş ve kesinleşmiştir. Sanık, yeni bir suçun soruşturmasından veya kovuşturmasından kaçmamaktadır. Amacı, sadece kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün 'infazından' (yakalanarak cezaevine girmekten) kurtulmaktır. Bu durum, TCK m.268'in aradığı 'soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleme' amacını karşılamaz. Suçun unsurları oluşmadığı için, Yargıtay bu eylemden dolayı TCK m.268'den mahkumiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bu eylem, niteliğine göre TCK m.204 (resmi belgede sahtecilik) kapsamında değerlendirilebilir. (İlgili metin: baskasina-ait-kimlik-bilgilerinin-kullanilmasi-sucu)