Anayasa Mahkemesi'nin 2018/137 E. sayılı kararında, OHAL sonrası göreve iade edilen akademisyenlerin önceki görev yerleri ile birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir'de görev yapmalarını yasaklayan kuralın, 'kamu hizmetini etkin yürütme' amacını gerçekleştirmek bakımından neden 'zorunlu bir toplumsal ihtiyaca' karşılık gelmediği sonucuna varılmıştır?
Anayasa Mahkemesi, bu kuralın 'zorunlu bir toplumsal ihtiyaca' karşılık gelmediği sonucuna, sınırlamanın niteliği ve kapsamını değerlendirerek varmıştır. Kuralın görünürdeki amacı, büyükşehirler dışındaki ve özellikle yeni kurulan üniversitelerin akademik personel ihtiyacını karşılayarak kamu hizmetini etkinleştirmektir. AYM, bu amacı meşru kabul etmekle birlikte, bu amaca ulaşmak için seçilen yöntemin zorunlu olmadığına şu gerekçelerle karar vermiştir: 1) Kapsamın Dar ve Ayrımcı Olması: Eğer amaç gerçekten de Anadolu'daki üniversitelerin personel ihtiyacını karşılamak ise, bu ihtiyacın genel, objektif ve tüm öğretim elemanlarını kapsayan bir sistemle (örneğin, teşvikler, adil bir rotasyon sistemi vb.) karşılanması gerekir. Bu ihtiyacın, sadece kamu görevinden haksız yere çıkarıldığı sonradan anlaşılan küçük bir grup akademisyene yönelik kategorik bir yasak getirilerek karşılanmaya çalışılması, hedeflenen kamu yararı ile orantısızdır ve ayrımcı bir nitelik taşır. 2) Alternatif Yöntemlerin Varlığı: Kamu hizmetinin etkin yürütülmesi amacı, kişilerin temel haklarını daha az zedeleyen başka yöntemlerle de gerçekleştirilebilir. Kişilerin mesleklerini ve özel hayatlarını kurdukları şehirlerde çalışmalarını tamamen yasaklamak yerine, daha hafif ve teşvik edici mekanizmalar oluşturulabilir. Bu nedenlerle AYM, sadece belirli bir gruba yönelik bu kategorik yasağın, meşru amacı gerçekleştirmek için 'zorunlu' ve 'gerekli' bir araç olmadığına, dolayısıyla özel hayata saygı hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğuna karar vermiştir. (İlgili metin: anayasa-mahkemesinin-ohal-sonrasi-tedbirlere-iliskin-karari)