Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/10061 K. sayılı kararında, tapu kaydındaki malik ile davacının miras bırakanının aynı kişi olduğunun tespiti davasının, HMK m. 383 uyarınca neden Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği belirtilmiştir? Bu davanın, çekişmeli bir mülkiyet davasından farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68346

Yargıtay'ın ilgili kararında bu davanın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinin belirtilmesinin nedeni, davanın niteliği itibarıyla bir 'çekişmesiz yargı' işi olarak kabul edilmesidir. HMK m. 382/2-ç-1, 'Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması'nı çekişmesiz yargı işi olarak saymıştır. Kimlik tespiti davası da, tapu sicilindeki bir maddi hatayı (isim, baba adı vb.) düzelterek, sicilin gerçek hak durumuyla uyumlu hale getirilmesini amaçlar. Bu davanın çekişmeli bir mülkiyet (tapu iptal ve tescil) davasından temel farkı, amacının mülkiyeti bir kişiden alıp diğerine vermek olmamasıdır. Davacı, 'taşınmaz bana aittir, tapuyu iptal edip adıma tescil edin' dememekte, sadece 'tapudaki X kişisi ile benim miras bırakanım Y kişisi aslında aynı kişidir, sicili buna göre düzeltin' demektedir. Burada bir mülkiyet aktarımı veya hak ihlali iddiası yoktur; sadece sicildeki bir hatanın giderilmesi talebi vardır. Bu nedenle taraflar arasında gerçek bir menfaat çatışması (çekişme) bulunmadığı kabul edilir. Dava çekişmesiz yargı işi olduğundan, HMK m. 383'teki genel kural uyarınca görevli mahkeme de Sulh Hukuk Mahkemesi olur. (İlgili metin: hmk-madde-383-gorevli-mahkeme)