Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/2741 E. sayılı bozma kararında, 5434 sayılı Kanun'a göre kazanılan 'fiili hizmet zammı'nın, 506 sayılı Kanun'daki 'itibari hizmet' kavramından farklı olduğu hangi gerekçelerle ortaya konulmuştur?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bozma kararında bu iki kavramın farklılığını şu gerekçelerle ortaya koymuştur: 1) Hukuki Nitelik ve Sonuç Farkı: 5434 s.K.'daki 'fiili hizmet zammı', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca tam kesenek vererek geçirdikleri sürelere yapılan ek bir zamdır ve bu zam 'fiili hizmetten sayılır'. Bu nedenle hem fiili hizmet süresini, hem emeklilik ikramiye miktarını, hem de emekli aylığı bağlama oranını artırır ve yaş haddinden indirim sağlar. 506 s.K.'daki 'itibari hizmet' ise, 18.02.2000 tarihli YİBK'ya göre 'sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken' bir süredir. Prim gün sayısını veya aylık bağlama oranını doğrudan etkilemez. 2) Kanuni Düzenleme Farkı: 5434 s.K., 'fiili hizmet müddeti'ni (m.31-34) ve 'itibari hizmet süresi'ni (m.35-38) iki ayrı kısımda ve farklı hukuki sonuçlarla düzenlemiştir. Bu da kanun koyucunun bu iki kavrama farklı anlamlar yüklediğini gösterir. Bu gerekçelerle Yargıtay, 5434 s.K.'dan gelen fiili hizmet zammının, 506 s.K.'daki itibari hizmet süresinden farklı bir hukuki rejim olduğu ve bu nedenle sigortalılık başlangıcını geriye çekmek gibi, kanunda açıkça öngörülmeyen bir sonuca yol açamayacağı sonucuna varmıştır. (İlgili metin: fiili-hizmet-suresi-zammi)