Metindeki eleştirilere göre, Türkçe bilmeyen bir sanığa veya mağdura atanan tercümanların yetersizliği, ceza muhakemesinin hangi temel amacına ulaşmasını engellemektedir? Bu durumun, CMK m.217'deki 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesiyle ilişkisini kurunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #68338

Metindeki eleştirilere göre, tercümanların yetersizliği, ceza muhakemesinin temel amacı olan 'maddi hakikate ve adalete ulaşmayı' engellemektedir. Bu durumun CMK m.217'deki 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesiyle ilişkisi şudur: CMK m.217, hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere göre, vicdani kanaatiyle verebileceğini belirtir. Bu ilkenin sağlıklı işleyebilmesi için, delillerin doğru ve eksiksiz bir şekilde ortaya konulması ve tartışılması gerekir. Yetersiz bir tercüman, bu süreci temelden sakatlar: - Delillerin Ortaya Konulması: Türkçe bilmeyen bir tanığın veya mağdurun beyanları, eksik veya yanlış tercüme edilirse, mahkemenin önüne 'hatalı bir delil' konulmuş olur. Sanığın beyanları doğru aktarılamazsa, onun savunması bir delil olarak değerini yitirir. - Delillerin Tartışılması: Sanık, aleyhindeki bir tanık beyanını veya bilirkişi raporunu yanlış tercüme nedeniyle tam olarak anlayamazsa, o delilin güvenilirliğini sorgulayamaz ve tartışmaya katılamaz. Sonuç olarak, hakim, hatalı veya eksik bilgilere dayanarak bir vicdani kanaat oluşturmak zorunda kalır. Bu durum, delillerin 'serbestçe' değil, 'hatalı bir zeminde' değerlendirilmesi anlamına gelir ve maddi hakikate ulaşmayı engelleyerek adil bir kararın verilmesini imkansızlaştırabilir. (İlgili metin: ceza-yargilamasinda-tercuman-hakki-ve-uygulanmasi)